Kadrolar Üzerine-Dimitrov

 

Yoldaşlar, en ıyı kararlarımız onları uygulayacak

insanlara sahip degilsek, kagıt parçaları

olarak kalacaktır. Ama maalesef, karşı karşıya

oldugumuz en önemli sorunlardan biri olan kadrolar

sorununun, bu Kurultay’da hemen hemen

hiç dikkat çekilmediginiz belirtmeliyim. Komünist

Enternasyonal’in Yürütme Kurulu’nun raporu

yedi gün tartışıldı, çeşi tli ülkelerden birçok

konuşmacılar konuştu ama Komünist Partileri ve

emek hareketi için son derece hayati olan bu sorunu

sadece birkaç kişi, o da laf arasında tartıştı.

Pratik çalışmalarında Partilerimiz her şeyi ınsanların,

kadroların belirledigini anlamaktan

hala çok uzaktır. Partilerimiz Stalin Yoldaş’ın bize

yapmayı öğrettigi şeyi, yani “bir bahçıvanın en

sevdiği qıeyva agacını yetiştirdiği gibi” kadroları

yetiştirmeyi, “insanlara değer vermeyi, kadrolara

değer vermeyi, ortak davamlZa yararlı olabilecek

her işçiye değer vermeyi” beceremiyorlar.

Mücadelede kadrolarımlZın en degerlilerinden

bazılarını sürekli olarak kaybetmemiz nedeniyle,

kadrolar sorununa karşı kayıtsız bir tutum, daha

da izin-verilmezdir. Çünkü biz, bir bilgiçler ·topluIuğu

değil, sürekli ateş hattında olan savaşçı bir

partiyiz. Bizim en çalışkan, en yiğit ve en sınıfbilinçli

unsurlarımız ön-saflardadır. Düşmanın, bulunduğu ülkelerde peşini bırakmadığı, katlettiği,

zindanlara attığı, toplama kamplarına

koyduğu ve korkunç işkenceler uyguladığı tam da

bu ön saflardaki militanlardır. Bu durum, varolan

kadroların dikkatle kprunması kadar,safların

sürekli olarak doldurulmasının, yeni kadroların

yetiştiril-mesi ve eğitilmesinin acil gerekliliğine

yol açar.

Etkimiz sonucu birleşikhalk cephesi hareketinin

ivme kazanması ve durmada, n binlerce

yeni işçi sınıfı savaşçısı ortaya çıkarmas.ı nedeniyle

de kadrolar sorunu özellikle acildir. Ustelik, saflarımıza

katılanlar sadece, siyasal bir harekette

daha önce hiç yer almamış olan genç devrimci unsurlar,

henüz devrimci olmuş işçiler değildir.

çoğu zaman Sosyal-Demokrat Partilerin eski

üyeleri ve savaşçıları da bize katılıyor. Bu yeni

kadrolar, özellikle yasa-dışı Komünist Partilerde,

ayrı bir dikkat isterler. Bu, daha da öyledir, çünkü

bu kadrolar, pratik çalışmalarında zayıf teorik

eğitimleriyle kendi başlarına çözmek zorunda oldukları

·çok ciddı siyasal sorunlarla sık sık karşı

karşıya gelirler.

Kadrolar konusundaki doğru siyasetin ne

olacağı sorunu, bütün devrimci emek hareketi için

– Partilerimiz için olduğu kadar Genç Komünist Birlikleri ve diğer yığın örgütleri için de – çok

ciddi bir sorundur.

Kadrolar konusunda doğru bir siyaset ne ifade

eder?

İlk olarak, insanlarımızı tanımak Genellikle,

Partilerimizde kadroların sistemli bir incelenmesi

yok. Sadece son zamanlarda Fransa ve Polonya’daki

Komünist Parti’leri ve Doğu’daki Çin

Komünist Partisi bu yönde belirli başarılar kazandılar.

Yeraltı döneminden önce Almanya’nın

Komünist Partisi de kadrolarının bir incelemesine

girişmişti. Bu partilerin deneyi göstermiştir ki Partiler

insanlarını incelemeye başlar başlamaz, daha

önce farkedilmeden duran Parti işçileri keşfedildi.

Diğer taraftan, partiler ideolojik ve si yasalolarak

zararlı yabancı unsurlardan arınmaya başladılar.

Bolşevik mikroskop altına konduklarında sınıf

düşmanının ajanları oldukları anlaşılan ve

Parti’den atılan Fransa’daki Celor ve Barbe’nin

örneğini göstermek yeterlidir. Polonya’da ve Macaristan’da

kadroların denetimi, kimliklerini ustaca

gizlemiş provokatör yuvalarının, düşman

ajanlarının açığa çıkarılmasını kolaylaştırdı.

İkincisi, kadroların uygunca terfileri. Terfi,

tesadüfi bir şey değil, Parti’nin olağan işlevlerinden biri olmalıdır. Terfi ettirilecek Komü-nistin

yığınlarla bağı olup olmadığı hesaba katılmadan,

sadece dar Parti hesapları temeli üzerinde terfi

yapılırsa bu kötüdür. Terfi, çeşitli Parti işçilerinin

belirli görevleri yerine getirme yetenekleri ve

yığınlar arasında sevilmeleri temeli üzerinde

yükselmelidir. Partilerimizde mükemmel sonuçlar

vermiş terfi örnekleri vardır. Orneğin, bu Kuru1tay’ın

Başkanlık Divanında yer alan bir

İspanyol kad.ın Komünistimiz, Dolores Yoldaş var.

İki yıl önce Dolores Yoldaş hala sıradan bir parti

işçisiydi. Ama sınıf düşmanlarıyla daha ilk

çarpışmalarda o, mükemmel bir ajitatör ve savaşçı

olduğunu ispat etti. Sonradan Parti’nin yönetici

kuruluna terfi ettiğinde Dolores Yoldaş bu kurulun

en değerli bir üyesi olduğunu ispat etti.

Birkaç başka ‘ülkeden benzer birtakım örnekleri

gösterebilirim, ama çoğunlukla terfiler düzensiz

ve rastgele bir tavır içinde yapılıyor ve bundan

dolayı da her zaman iyi sonuç vermiyor. Bazen,

gerçekte davaya zarar veren çokbilmişler,

iMebeleri ve gevezeler yönetici konumlara terfi ettiriliyorlar.

Üçüncüsü, insanlardan en iyi biçimde yararlanma

yeteneği. Her aktif üyenin değerli ni-teliklerini araştırmalı ve bunlardan yararlanabilmeliyiz.

Mükemmel insanlar yoktur; bu insanları

oldukları gibi görmeli ve zayıflıklarını ve hatalarını

düzeltmeliyiz. Partilerimizde, kendilerine

daha uygun bir iş verilseydi çok daha yararlı olabilecek

iyi, dürüst Komünistlerin yanlış kullanılmalarının

göze batıcı örneklerini biliyoruz.

Dördüncüsü, kadroların uygunca dağıtımı.

Herşeyden önce, hareketin ana halkalarının

yıgınlarla bağları olan, bu yığınların ta içinden

çıkmış, girişkenlik sahibi ve dayanıklı güçlü insanların

sorumluluğunda olmasını temin etmeliyiz.

Daha önemli bölgelerin uygun sayıda

böylesi savaşçıları olmalıdır. Kapitalist ülkelerde

kadroları bir yerden başka bir yere aktarmak

kolay bir olay değildir. Böyle bir görev, mali

sıkıntılar, ailevı nedenler v.b. dahil, hesaba katılıp,

uygunca aşılması gereken bir takım engeller ve

zorluklarla karşı karşıyadır. Ama çoğunlukla bunu

yapmayı bütünüyle ihmal ederiz.

Beşincisi, Kadrolara sistemli yardım. Bu

yardım, Gerekli Direktifler, yoldaşça denetim, eksikliklerin

ve yanlışların düzeltilmesi ve somut,

günlük önderlik biçiminde olmalıdır.

Altıncısı, kadroların korunması için uygunca

özen. Koşullar gerektirdiğinde Parti işçilerini derhal geriye çekmeyi ve yerlerine başkalarını getirmeyi

öğrenmeliyiz. Parti önderliğinin, özellikle

Partilerin yasa dışı olduğu ülkelerde, kadroların

korunması için çok ‘büyük sorumluluklar

yüklenmesini istemeliyiz… Yeraltı koşullarına

geçişi sırasında Almanya Komünist Partisinin

uğradığı önemli kayıpları hatırlayın!..

Ancak kadrolar konusunda doğru bir siyaset

Partilerimize eldeki bütün güçleri azami derecede

geliştirmeyi ve kullanmayı ve yığın hareketinin

muhteşem hazinesinden yeni ve daha aktif

işçilerin sürekli canlı desteğini elde etmeyi sağlar.

Kadroların seçiminde ana ölçüler ne olmalıdır?

İlkin, işçi sınıfının kavgasına kesin bağlılık,

Partiye sadakat ki bu özellikler düşmanın

karşısında – savaşta, hapiste, mahkemede – denenmiş

olmalıdır.

İkincisi, yığınlarla mümkün olan en sıkı bağ.

İlgili yoldaşlar yığınların çıkarlarının içinde tamamen

erimeli, yığınların nabzını elinde tutmalı,

onların duygularını ve ihtiyaçlarını bilmelidirler.

Parti örgütümüzün önderlerinin itibarı herşeyden

önce, yığınların onları kendi önderleri kabul etmeleri

ve onların önder olarak yeteneklerine ve mücadeleledeki kararlılıklarına ve fedakarlıklarına

kendi öz tecrübeleriyle inanmaları olgusuna

dayanmalıdır.

Üçüncüsü, kişinin kendi yolunu bağımsızca

bulma yeteneği ve karar vermede sorumluluk almaktan

kormamak. Sorumluluk yüklenmekten

korkan önder değildir. Girişkenlik gösteremeyip

“ben ancak söyleneni yaparım” diyen Bolşevik

değildir. Ancak bozgun anlapnda şaşırmayan,

zafer anlarında gururdan başı dönmeyen ve kararları

uygulamada yılmaz bir sağlamlık göst~ren

kişi gerçek bir Bolşevik önderdir. Kadrolar mucadelenin

somut sorunlarını bağımsızca çözmek zorunda

olacakları konumlara yerleştirildikleri ve

kendi kararlarından tamamen sorumlu olduklarını

bildikleri zaman en iyi biçimde gelişir ve

olgunlaşırlar.

Dördüncüsü, sınıf düşmanına karşı mücadelede

olduğu kadar, Bolşevik çizgiden tüm sapmalara

karşı uzlaşmaz karşı-koyuşlarında da disiplin ve

Bolşevik sağlamlık.

Kadroların doğru seçimini belirleyen bu

koşullara daha da çok önem vermeliyiz. Çünkü

pratikte çoğu zaman, örneğin, iyi bir yazı yazıcı ve

iyi bir konuşmacı olup da bir eylem adamı ya da kadını olmayan ve belki o kadar güzel yazıp

konuşamayan ama girişkenliğe sahip, yığınlarla

bağı olan, savaşa girmeye ve başkalarını savaşa

sokmağa yetenekli sağlam bir yoldaş kadar

mücadeleye uygun olmayan bir yoldaş tercih ediliyor.

Tekkecilerin, doktrincilerin ya da çokbilmişlerin

sadık yığın işçilerimizin, gerçek işçi sınıfı

önderlerinin yerini aldığı bir yığın olay yok

mudur?

Yönetici kadrolarımız ne yapmaları gerektiği

konusundaki bilgilerini Bolşevik dayanıklılık,

devrimci kişilik gücü ve onu uygulayacak irade

ile birleştirmelidirler …

Yoldaşlar, bildiğiniz gibi kadrolar en ı yı

eğitimlerini mücadele süresince, zorlukları yener

ve sınavlardan geçerken ve de iyi ya da kötü tavır

örneklerinden edinirler. Grev anlarında,. gösterilen

sırasında, hasipte ve mahkemede verilmiş yüzlerce

mükemmel tavır örnekleri vardır. Binlerce kahramanlık

örneklerimiz var ama maalesef hiç de az

olmayan korkaklık, dayanıksızlık ve hatta

dönekliğin örnekleri de var. Biz sık sık bu

örnekleri, hem iyilerini hem kötülerini, unutuyoruz.

İnsanlara bu örneklerden yararlanmayı

öğretmiyoruz. İnsanlara neyi benimsemeleri, neyi reddetmeleri gerektiğini göstermiyoruz. Yoldaşlarımızın

ve savaşçı işçilerimizin sınıf çahşmalarındaki,

polis sorgusundaki, hapishaneler ve toplama

kamplarındaki, mahkemelerdeki v.b. tavırlarını

incelemeliyiz. İyi örnekler öne çıkarılmalı ve

incelemeliyiz. İyi örnekler öne çıkarılmalı ve izlenecek

örnekler olarak sunulmalıdır. Ve çürümüş,

Bolşevik-olmay<ın ve darkafalıca olan herşey bir

yana atılmalıdır.

Leipzig duruşmasından bu yana, burjuva ve

faşist mahkemeleri önündeki ifadeleri, pek çok

kadronun mahkemede Bolşevik tavrının gerçekte

ne olduğunun mükemmel bir anlayışı ile yetiştiğini

gösteren oldukça çok sayıda yoldaşımız var.

Ama siz, Kurultay temsilcilerinin bile kaçı Romanya’da

demiryolu işçilerinin yargılanmasının

ayrıntılarını, sonradan Almanya’da faşistler

tarafından başı kesilen Fiete Schulz’un yargılanmasını,

yiğit Japon yoldaşımız İçikawa’nın

yargılanmasını, Bulgar devrimci askerlerinin yargılanmasını

ve proletarya kahramanlığının hayran

olunacak .örneklerinin gösterildiği diğer yargılamaları

biliyor?

Proletarya

örnekleri halk

kahramanlığının böyle değerli

arasında yaygınlaştırılmalı, bizim ve işç i s ınıfının saflarındaki yüreks izliğin, darka

falılı ğın ve her çeş it çürümüşlük ve zayıflığın;

y üreks i zli ğin, görünümleriyle kar şı l aş tırılmalıdır.

Bu örnekler, emek h areke tinin kadro larının eğitilmesinde

en yaygın biçimde kulla nı lmalıdır.

Yoldaş l ar, Parti önderlerimiz s ı k s ık adam

yokluğ undan yakınırl ar. Ajitasyon ve propaganda

ça lı şması için, kad ınl a r a ras ınd a ça lı şma için

adamların ye tme di ğini söylerler. Yetmiyor, yetmiyor

– feryat budur. Kı sacası ad amımız yok.

Buna Len in ‘in eski ama sonsuzca yeni sözleriyle

cevap verebiliriz:

Adam yok, anıa muazzam sayıd a adam var.

Muazzam sayı d a adam var çünkü her yıl i şçi

s ınıfı yl a toplumun çeş itli tabakaları, saflarından,

. karşı- çı kmak is teyen, dayanılmazlı ğı,

henüz herkesçe anl aşılmadığı halde gene de

artan sayıda h alk yığın larınca gittikçe ş idde tle

sezilen mutl akiyetçiliğe karşı savaşta ellerinden

gelen’ her yardımı vermeye hazır artan sayıda

huzursuz insanlar veriyorlar. Aynı zamand a hiç

adam yok, çünkü bütün güçlere, en önemsizIere

bile iş verecek, yaygın ve aym zamanda birleşik

ve uyumlu bir çalışma örgütleyebilecek

önderlerimiz, siyasal önderlerimiz, yetenekli

örgütleyicilerimiz yok.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

www.000webhost.com